Yabancı bir şirketin Türk şirketinden olan fatura alacağı, icra dairesinde başlatılan ilamsız takip ve borçluya gönderilen ödeme emriyle tahsil edilebilir. Borçlu 7 gün içinde itiraz ederse, fatura tek başına yetmediği için arabuluculuk ve dava aşamasına geçilir. Malların kaçırılması riski varsa ihtiyati haciz istenebilir. Yol seçilmeden önce 5 nokta tespit edilmelidir: alacağın belgesi, para birimi, borçlunun durumu, sözleşmedeki yetki şartı ve yabancılık teminatı.
Yabancı şirket Türkiye'de alacağını hangi kurallarla takip eder?
Yabancı şirketin Türkiye'deki alacağı, Türk alacaklılarla aynı kurallara tabidir ve esas olarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile yürütülür. Takip için Türkiye'de şirket, şube veya banka hesabı açmak gerekmez. Alacaklı şirket, Türk avukatına vereceği vekâletnameyle takibi yurt dışından yönetebilir.
Yabancı alacaklı için birkaç ek kural vardır. Takip talebinde Türkiye'de bir yerleşim yeri gösterilmelidir; gösterilmezse icra dairesinin bulunduğu yer bu yer sayılır. Yurt dışında düzenlenen vekâletname, apostil veya konsolosluk onayı taşımalı ve yeminli tercümeyle Türkçeye çevrilmelidir. Kural olarak yabancılık teminatı da gündeme gelir; ancak alacaklının ülkesine göre bu teminattan muafiyet söz konusu olabilir.
Bu süreç alacak takibi, icra takibi ya da tahsilat davası gibi farklı adlarla anılır. Bu yazı ticari alacakları ele alır. Tüketici alacakları ve kamu alacakları farklı kurallara tabidir ve bu yazının konusu değildir.
Fatura alacağı Türkiye'de hangi yollarla tahsil edilir?
Fatura alacağı Türkiye'de 5 yolla takip edilir: ihtarname ve görüşme, ilamsız icra takibi, arabuluculuk ve dava, ihtiyati haciz, yabancı karar varsa tenfiz. Bu yollar birbirinin yerine değil, çoğu zaman birlikte veya sırayla kullanılır. Borcu tartışmayan bir borçluya karşı icra takibi hızlı sonuç verebilir. Borcun varlığı tartışılıyorsa dava aşaması kaçınılmazdır. Elde yabancı mahkeme kararı veya hakem kararı varsa önce tenfiz gerekir.
Fatura alacağında tahsil yolları (Ekim 2026)
| Yol | Kime başvurulur | Sonuç |
|---|---|---|
| Noter ihtarnamesi ve görüşme | Borçlu şirket | Borçlu temerrüde düşürülür, ödeme veya uzlaşma aranır |
| İlamsız icra takibi | İcra dairesi | Ödeme emri gönderilir; itiraz yoksa haciz istenebilir |
| Arabuluculuk ve dava | Arabuluculuk bürosu, sonra asliye ticaret mahkemesi | Alacak mahkeme kararıyla kesinleşir |
| İhtiyati haciz | Asliye ticaret mahkemesi | Borçlunun malları takip veya dava sonuna kadar korunur |
| Tenfiz ve ilamlı takip | Asliye mahkemesi, sonra icra dairesi | Yabancı karar Türkiye'de icra edilebilir hale gelir |
İhtiyati haciz alacağı tahsil etmez; yalnızca malları güvence altına alır. Asıl tahsil, icra takibinin kesinleşmesi veya mahkeme kararından sonra yapılan haciz ve satışla gerçekleşir. İhtiyati haciz bu yüzden takip veya dava ile birlikte düşünülmelidir.
Yabancı şirketin alacak dosyasında hangi olgular belirleyicidir?
Yabancı şirketin alacak dosyasında yolu belirleyen olgular; alacağın belgesi, borçlunun faturaya ve borca tutumu, para birimi, sözleşmedeki yetki veya tahkim şartı, teminat muafiyeti ve borçlunun mal durumudur. "Faturamız ödenmedi" bilgisi tek başına doğru yolu göstermez; aynı tutardaki iki alacaktan biri kısa sürede sonuçlanabilirken diğeri uzun bir davaya dönüşebilir. Farkı şu sorular belirler:
- alacak yazılı sözleşmeye mi, yalnızca faturaya mı dayanıyor,
- borçlu faturaya 8 gün içinde itiraz etmiş mi,
- malın teslimi veya hizmetin ifası belgelenebiliyor mu,
- borçlu borcu yazılı olarak kabul etmiş mi, kısmi ödeme yapmış mı,
- fatura hangi para biriminde düzenlenmiş,
- sözleşmede yabancı mahkeme veya tahkim şartı var mı,
- alacaklı şirketin ülkesi teminattan muaf mı,
- borçlunun Türkiye'de haczedilebilir malı var mı,
- borçlu konkordato veya iflas sürecinde mi.
Örneğin borcunu e-postayla kabul etmiş bir borçlu ile malın ayıplı olduğunu baştan bildirmiş bir borçlu aynı tutarı borçlu olabilir. İlk borçlunun itiraz etme ihtimali düşüktür ve e-posta dava aşamasında güçlü bir delildir. İkinci dosyada itiraz olasılığı yüksektir; dava hazırlığı en baştan yapılmalıdır.
Uyuşmazlık ödenmemiş bir fatura değil de Türk tedarikçinin teslim etmediği mallarla ilgiliyse seçenekler farklıdır; bkz. Türk tedarikçi teslimat yapmadığında hukuki seçenekler.
İlamsız icra takibi ve ödeme emri nasıl işler?
İlamsız icra takibi, mahkeme kararı olmadan icra dairesine başvurularak başlatılır ve fatura alacaklarında en sık kullanılan yoldur. İcra dairesi takip talebini şekil yönünden inceler ve borçluya bir ödeme emri gönderir. İcra dairesi alacağın gerçekten var olup olmadığını incelemez; bu inceleme ancak itiraz üzerine mahkemede yapılır.
Takip talebinde alacağın Türk parasıyla tutarı, faizi ve faizin başladığı gün gösterilir. Alacak yabancı paraysa hangi tarihteki kur üzerinden istendiği de yazılır. Takip kural olarak borçlu şirketin merkezinde açılır. Sözleşmenin yapıldığı yerin icra dairesi ve tacirler arasındaki geçerli bir yetki şartında gösterilen yer de yetkilidir. Yetkisiz yerde açılan takipte borçlu, esasa itirazıyla birlikte yetki itirazında bulunabilir ve bu itiraz önce incelenir.
Ödeme emri, borçluya borcu 7 gün içinde ödemesini veya aynı süre içinde itiraz etmesini bildirir. Bu süre ödeme emrinin tebliğinden başlar (İcra ve İflas Kanunu m. 62).
Borçlu ödeme emrine itiraz etmezse ne olur?
Borçlu 7 gün içinde ödemez ve itiraz etmezse takip kesinleşir ve alacaklı haciz isteyebilir. Haciz; banka hesaplarını, taşınmazları, araçları ve borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarını kapsayabilir. Borçlu ayrıca mal beyanında bulunmakla yükümlüdür; beyanda bulunmaması hapisle tazyik yaptırımına bağlanmıştır.
Çek veya senet varsa Türkiye'de takip nasıl değişir?
Alacak bir çeke, poliçeye veya emre yazılı senede dayanıyorsa kambiyo senetlerine özgü haciz yolu kullanılabilir ve bu yol alacaklı için daha güçlüdür. Bu takipte borçlu, borcun bulunmadığını veya zamanaşımını 5 gün içinde icra mahkemesine dilekçeyle bildirmek zorundadır. İcra dairesine yapılan sözlü itiraz yeterli değildir.
En önemli fark şudur: kambiyo takibinde borçlunun icra mahkemesine yaptığı itiraz takibi kendiliğinden durdurmaz. Haciz yapılabilir, ancak satış yapılamaz; icra mahkemesi takibi geçici olarak da durdurabilir. Uzun vadeli ticari ilişkilerde ödemenin çek veya senetle güvenceye bağlanması, tahsil aşamasında belirleyici bir avantaj sağlayabilir.
Türk borçlu ödeme emrine itiraz ederse alacaklı ne yapabilir?
Borçlu süresinde itiraz ederse takip kendiliğinden durur ve alacaklının önünde 2 temel yol açılır: icra mahkemesinde itirazın kaldırılması ve genel mahkemede itirazın iptali davası. Hangisinin kullanılabileceği, alacağın dayandığı belgeye bağlıdır. Bu ayrım, yabancı şirketlerin en sık karşılaştığı sürprizlerden biridir.
İlk yol, icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasıdır. Bu yol hızlıdır, ancak kural olarak şu belgelerden biri gerekir: imzası ikrar edilmiş veya noterce onaylanmış bir borç ikrarı senedi ya da resmî bir belge. Süre, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 6 aydır. Fatura bu belgelerden sayılmaz ve imzasız bir e-posta da kural olarak bu niteliği taşımaz.
İkinci yol, genel mahkemede itirazın iptali davasıdır. Kanun bu davayı şöyle düzenler: "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir."
Mahkeme itirazın haksız olduğuna karar verirse ve alacak likitse, alacaklının talebi üzerine borçlu, hükmolunan tutarın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilir. Bu davayı süresinde açmayan alacaklının genel alacak davası açma hakkı saklıdır.
Yanlış yolun bedeli somuttur. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 1 Haziran 2023 tarihli kararına (E. 2022/11983, K. 2023/3921) konu olayda, bir alacaklı yalnızca faturaya dayanarak icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını istemişti. İlk derece mahkemesi faturanın bu yol için yeterli belge olmadığını belirterek talebi reddetti. Kanun, talebin esastan reddinde alacaklının da tazminata mahkûm edilmesini öngördüğü için alacaklı, asıl alacağın %20'si oranında tazminat ödemeye mahkûm edildi. Karar istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek kesinleşti.
İtirazın iptali davasından önce arabuluculuk zorunlu mu?
Evet, konusu para olan ticari alacaklarda itirazın iptali davası açılmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Arabulucu başvuruyu 6 hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hallerde en fazla 2 hafta uzatılabilir. Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağa kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Bu sayede 1 yıllık dava süresi arabuluculuk sırasında kaybedilmez. Sözleşmede tahkim şartı varsa dava şartı arabuluculuk uygulanmaz.
Yabancı şirket icra takibi için teminat yatırmak zorunda mı?
Kural olarak evet, Türkiye'de icra takibi yapan yabancı alacaklı, mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır ve bu şart kendiliğinden gözetilir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun bu yükümlülüğü şöyle düzenler: "Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır."
Ancak teminat her yabancı alacaklıdan istenmez. Alacaklının ülkesi ile Türkiye arasında karşılıklılık varsa alacaklı teminattan muaf tutulur. Karşılıklılık ikili bir adli yardım anlaşmasından doğabilir. İki ülkenin taraf olduğu 1954 tarihli Lahey Hukuk Usulüne Dair Sözleşme gibi çok taraflı bir sözleşme veya fiilî uygulama da karşılıklılık sağlar. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 1931 tarihli Türk–İngiliz adli yardım sözleşmesi kapsamındaki ülkelerin şirketlerini de teminattan muaf saymaktadır.
Teminat, takip yapmanın ön koşuludur; muafiyet ise alacaklının ülkesine göre değişir. Alacaklı şirketin hangi ülkede kurulu olduğu, takip açılmadan önce kontrol edilmelidir.
İsviçreli alacaklı Türkiye'de yabancılık teminatından muaf mı?
Evet, İsviçre'de kurulu bir alacaklı, İsviçre'nin 1954 tarihli Lahey Sözleşmesine taraf olması nedeniyle yabancılık teminatından muaftır. Bu sonuç, Türkiye'deki borçlusu hakkında teminat yatırmadan icra takibi başlatan İsviçreli bir alacaklının dosyasında ortaya çıktı. Teminat sorunu icra hukuk mahkemesine taşındı ve mahkeme alacaklıyı teminattan muaf saydı.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 24 Mart 2026 tarihli kararında (E. 2026/1202, K. 2026/1852) İsviçre'nin Lahey Sözleşmesine taraf olduğunu belirterek bu kararı onadı. Daire, teminatın takip yapmanın ön koşulu olduğunu ve mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerektiğini de vurguladı. Bu karar, teminat sorununun ülkeden ülkeye nasıl farklı sonuç verdiğini gösterir.
Fatura alacağında hangi tutar, faiz ve kur istenebilir?
Fatura alacağında asıl alacağın yanında temerrüt faizi de istenebilir ve faizin başlangıç tarihi çoğu zaman tahsil edilecek tutarı belirler. Ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedarikinde borçlu, sözleşmedeki ödeme gününde ödemezse ihtara gerek kalmadan temerrüde düşer. Ödeme günü belirlenmemişse, faturanın alınmasını izleyen 30 günün sonunda temerrüde düşülür (Türk Ticaret Kanunu m. 1530).
Sözleşmede oran yoksa bu geç ödemelere uygulanacak faiz oranını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası her yıl ocak ayında ilan eder. Faturanın alındığı gün ayrıca itiraz süresini de başlatır. Faturayı alan tacir, içeriğine 8 gün içinde itiraz etmezse içeriği kabul etmiş sayılır. Bu, aksi ispatlanabilen bir karinedir ve sözleşme ilişkisini tek başına ispatlamaz.
Kanuni faiz oranı 2026'da değişti. 16 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanunla, sözleşmede faiz kararlaştırılmamışsa kanuni faizin Merkez Bankası reeskont oranının yüzde 80'i üzerinden hesaplanacağı düzenlendi. Ticari işlerde ise Merkez Bankası avans faizi daha yüksekse temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Bu yüzden fatura alacağında değişikliğin etkisi, uygulanacak faiz türüne göre ayrıca hesaplanmalıdır.
Fatura euro veya dolar cinsindeyse takip talebinde alacağın Türk parası karşılığı gösterilir ve hangi tarihteki kurun esas alındığı belirtilir. Alacaklı fiilî ödeme günündeki kuru seçerse, sözleşmede daha yüksek faiz yoksa yabancı paraya devlet bankalarının 1 yıllık mevduat faizi uygulanır. Alacak vade veya takip tarihindeki kurla Türk lirasına çevrilirse, Türk lirası faizi uygulanır.
Türk borçlunun mallarına dava bitmeden ihtiyati haciz konulabilir mi?
Evet, vadesi gelmiş ve rehinle güvence altına alınmamış bir para alacağı için mahkemeden ihtiyati haciz istenebilir. İhtiyati haciz, borçlunun banka hesaplarını, taşınmazlarını ve üçüncü kişilerdeki alacaklarını takip veya dava sonuçlanana kadar korur. Vadesi gelmemiş alacak için ise ancak borçlunun mal kaçırma hazırlığı gibi sınırlı hallerde istenebilir.
İhtiyati haciz isteyen alacaklı, haksız çıkarsa borçlunun ve üçüncü kişilerin zararından sorumludur ve kural olarak teminat gösterir (İcra ve İflas Kanunu m. 259). Alacak bir mahkeme kararına dayanıyorsa teminat aranmaz; ilam niteliğindeki belgelerde teminatı mahkeme takdir eder. Yabancı alacaklı bakımından bu teminat, yabancılık teminatından ayrı bir yükümlülüktür. Takip veya davadan önce konulan ihtiyati hacizde alacaklı 7 gün içinde takip başlatmalı veya dava açmalıdır; aksi halde haciz hükümsüz kalır.
Konkordato riski de hesaba katılmalıdır. Mahkeme borçluya konkordato mühleti verirse, mühlet içinde borçlu aleyhine kural olarak yeni takip yapılamaz, başlamış takipler durur ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz. Mali sıkıntı işaretleri gösteren borçluya karşı geç kalınması, alacağın aylarca askıda kalmasına yol açabilir.
Haciz, alacaklı tarafından bakılan yüzdür. Türkiye'de bir banka hesabının hangi yollarla bloke edildiği ve hesap sahibinin buna nasıl itiraz edebileceği banka hesabı blokesi rehberimizde anlatılmaktadır.
Yabancı mahkeme veya hakem kararıyla Türkiye'de alacak nasıl tahsil edilir?
Yabancı mahkeme kararı Türkiye'de doğrudan icra edilemez; kesinleşmiş kararın icrası için önce Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınmalıdır. Tenfiz davasına asliye mahkemesi bakar. Dava borçlunun yerleşim yerinde, yoksa sâkin olduğu yerde, o da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde açılır.
Mahkeme kararın esasını yeniden incelemez. Karşılıklılığa, kamu düzenine, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine ve borçlunun yabancı mahkemede usulüne uygun savunma imkânı bulup bulmadığına bakar. Tenfiz kararından sonra ilamlı icra takibi yapılır. Bu takipte borçlunun itiraz imkânı, ilamsız takibe göre çok daha dardır.
Yabancı hakem kararları için de benzer bir tanıma ve tenfiz süreci vardır ve Türkiye, 1958 tarihli New York Sözleşmesine taraftır. Sözleşmede tahkim şartı varsa, alacaklı Türk mahkemesinde dava açtığında borçlu tahkim itirazında bulunabilir. Sözleşmenin uyuşmazlık çözüm maddesi bu nedenle, yol seçiminden önce okunmalıdır.
Fatura alacağında hangi süreler kaçırılmamalı?
Fatura alacağında her sürenin başlangıcı farklıdır: bazıları faturanın alınmasından, bazıları ödeme emrinin veya itirazın tebliğinden işler ve her biri alacaklının imkânlarını daraltır. Bir sürenin kaçırılması alacağı her zaman ortadan kaldırmaz; ancak daha hızlı ve ucuz bir yolu kapatarak alacaklıyı daha uzun bir davaya yöneltebilir. Aşağıdaki tablo bu süreleri bir arada gösterir.
Fatura alacağında önemli süreler (Ekim 2026'da kontrol edildi)
| Süre | Ne zaman başlar | Kaçırılırsa |
|---|---|---|
| 8 gün | Faturanın alınmasından | Borçlu fatura içeriğini kabul etmiş sayılır |
| 30 gün | Faturanın alınmasından (ödeme günü yoksa) | Borçlu ihtarsız temerrüde düşer |
| 7 gün | Ödeme emrinin tebliğinden | Borçlu itiraz hakkını kaybeder |
| 6 ay | İtirazın alacaklıya tebliğinden | İtirazın kaldırılması istenemez |
| 1 yıl | İtirazın alacaklıya tebliğinden | İtirazın iptali davası açılamaz; genel alacak davası kalır |
| 10 yıl | Alacağın muaccel olmasından | Alacak kural olarak zamanaşımına uğrar |
Bu tablo genel kuralı gösterir; özel sözleşme türlerinde daha kısa zamanaşımı süreleri uygulanabilir.
Fatura alacağı ne zaman zamanaşımına uğrar?
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça fatura alacağı da 10 yıllık genel zamanaşımına tabidir. Ancak bazı alacaklarda süre 5 yıldır. Kira ve faiz gibi dönemsel edimler, vekâlet, komisyon ve acentelik alacakları bu gruptadır. Yüklenicinin ağır kusuru dışındaki eser sözleşmesi alacakları da 5 yıllık süreye tabidir.
Zamanaşımı, borçlunun borcu ikrar etmesi, kısmi ödeme yapması veya alacaklının icra takibi başlatması ya da dava açmasıyla kesilir. Kesilmeyle birlikte süre yeniden işlemeye başlar. Borçludan gelen ve borcu kabul eden her e-posta, mutabakat yazısı veya kısmi ödeme kaydı saklanmalıdır. Takip başlatılmadan önce faturanın vade tarihi ile son ikrar veya ödeme tarihi arasındaki süre hesaplanmalı ve zamanaşımı riski bulunan alacaklarda gecikilmemelidir.
Yabancı şirketin alacak tahsilinde hangi belgeler önem taşır?
Yabancı şirketin alacak tahsilinde 4 belge grubu önem taşır: alacağın kaynağı, ifa, borcun kabulü ve alacaklı şirkete ilişkin belgeler. Belirleyici olan belge sayısı değil, borçlunun olası itirazına cevap veren belgedir. Teslim tartışmalıysa taşıma belgesi, tutar tartışmalıysa mutabakat öne çıkar.
- Alacağın kaynağına ilişkin: sözleşme, sipariş formu, proforma fatura, fatura, e-fatura kaydı.
- İfaya ilişkin: konşimento, CMR, gümrük beyannamesi, teslim tutanağı, hizmet kabul yazısı.
- Borcun kabulüne ilişkin: cari hesap mutabakatı, borcu kabul eden e-posta, kısmi ödeme dekontu, ödeme planı.
- Alacaklı şirkete ilişkin: ticaret sicili kaydı, imza yetkisi belgesi, apostilli ve yeminli tercümeli vekâletname.
Bu belgelerin hepsi her dosyada gerekmez; aynı belge bir dosyada belirleyici, diğerinde ilgisiz olabilir. Yabancı dilde düzenlenmiş belgelerin dava aşamasında yeminli tercümeyle sunulacağı da baştan hesaba katılmalıdır.
Sonuç: Yabancı şirketin alacağında yol, belgeye ve borçluya göre seçilir
Yabancı şirketin Türkiye'deki alacağını tahsil etmenin tek bir doğru yolu yoktur. Borcunu yazılı olarak kabul etmiş ve itiraz etme ihtimali düşük bir borçluya karşı ilamsız takip hızlı sonuç verebilir. Teslimi tartışan bir borçluya karşı ise arabuluculuk ve dava hazırlığı baştan yapılmalıdır.
Teminat muafiyeti, faizin başladığı tarih, kur seçimi ve borçlunun konkordato riski aynı tutardaki iki alacağı çok farklı sonuçlara götürebilir. Takip açılmadan önce belgelerin, sözleşmedeki yetki şartının ve borçlunun mal varlığının birlikte değerlendirilmesi, sürelerin kaçırılmaması kadar önemlidir.
Takip açıldıktan sonra yol değiştirmek mümkündür, ancak her değişiklik zaman ve masraf demektir. Faturaya dayalı bir alacakta itiraz ihtimali baştan hesaba katılırsa, arabuluculuk ve dava hazırlığı ilk günden yapılabilir ve 1 yıllık süre rahatça kullanılabilir.
Legal Istanbul size nasıl yardımcı olabilir?
Legal Istanbul, yabancı şirketlerin Türkiye'deki alacak dosyalarında sözleşmeyi, faturaları ve yazışmaları inceleyerek alacağın hangi yolla takip edilebileceğini değerlendirir. Teminat muafiyeti, faiz ve kur hesabı, yetkili icra dairesi ve kaçırılmaması gereken süreler bu incelemenin parçasıdır.
Büro, icra takibini, arabuluculuk sürecini, itirazın iptali davasını ve gerektiğinde ihtiyati haciz talebini yürütür. Yurt dışındaki alacaklı için dosya, apostilli vekâletnameyle Türkiye'ye gelmeye gerek kalmadan takip edilebilir. Fatura ve sözleşme elinizdeyse, dosyanın değerlendirilmesi için Legal Istanbul'a ulaşabilirsiniz.
Türkiye'de alacak tahsili: hukuki dayanaklar ve resmî kaynaklar
- Mevzuat Bilgi Sistemi2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu — takip yetkisi (m. 50), takip talebi (m. 58), ödeme emrine itiraz (m. 62), itirazın iptali ve kaldırılması (m. 67, 68), kambiyo senetlerine özgü takip (m. 167, 168, 169), ihtiyati haciz (m. 257, 259, 264), konkordato mühleti ve alacak bildirimi (m. 288, 294, 299)
- Mevzuat Bilgi Sistemi5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun — yabancılık teminatı (m. 48), tenfiz (m. 50, 51, 54)
- Mevzuat Bilgi Sistemi6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu — faturaya itiraz (m. 21), dava şartı arabuluculuk (m. 5/A), geç ödemenin sonuçları (m. 1530)
- Mevzuat Bilgi Sistemi3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun — kanuni faiz (m. 1, 16 Temmuz 2026 değişikliği), yabancı para faizi (m. 4/a)
- Mevzuat Bilgi Sistemi6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu — arabuluculukta sürelerin durması (m. 18/A)
- Mevzuat Bilgi Sistemi6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — yabancı para borcu (m. 99), zamanaşımı (m. 146, 147, 154)
Sık Sorulan Sorular
Türkiye'de şirketimiz olmadan icra takibi başlatabilir miyiz?
Evet, yabancı bir şirket Türkiye'de şirket, şube veya temsilcilik kurmadan icra takibi başlatabilir. Takip, Türk avukatına verilen apostilli ve yeminli tercümeli vekâletnameyle yürütülür. Takip talebinde Türkiye'de bir yerleşim yeri gösterilir; bu genellikle avukatın adresidir. Alacaklının ülkesi karşılıklılık kapsamında değilse ayrıca teminat gerekebilir.
Euro veya dolar cinsinden fatura için Türkiye'de icra takibi nasıl yapılır?
Euro veya dolar cinsinden fatura için icra takibi, alacağın Türk lirası karşılığı gösterilerek yapılır. Alacaklı, kurun vade tarihine mi yoksa fiilî ödeme tarihine mi göre hesaplanacağını takip talebinde belirtir. Fiilî ödeme kuru seçilirse alacak yabancı para alacağı olarak kalır ve yabancı para faizi uygulanır; vade veya takip tarihindeki kur seçilirse Türk lirası faizi işler. Kur farkı riski bu tercihe bağlıdır.
İngiltere'de kurulu şirket Türkiye'deki icra takibi için teminat öder mi?
Hayır, Yargıtay uygulamasına göre İngiltere'de kurulu bir şirket, 1931 tarihli Türk–İngiliz adli yardım sözleşmesi nedeniyle kural olarak yabancılık teminatından muaftır. Aynı sözleşme kapsamındaki bazı ülkeler için de muafiyet kabul edilmiştir. Diğer ülkelerde muafiyet, 1954 Lahey Sözleşmesine veya ikili anlaşmalara bakılarak ayrıca belirlenir.
Yazılı sözleşme olmadan yalnızca faturayla Türkiye'de takip yapılabilir mi?
Evet, yazılı sözleşme olmadan faturaya dayanarak ilamsız icra takibi başlatılabilir. Ancak borçlu itiraz ederse fatura, icra mahkemesinde itirazın kaldırılması için yeterli belge sayılmaz. Bu durumda arabuluculuktan sonra itirazın iptali davası açılır ve teslim belgeleri, yazışmalar ve ticari defterler önem kazanır.
Türk şirket faturaya itiraz etmediyse alacak kesinleşmiş sayılır mı?
Hayır, faturaya itiraz edilmemesi alacağı tek başına kesinleştirmez. Faturayı alan tacir 8 gün içinde itiraz etmezse fatura içeriğini kabul etmiş sayılır ve bu, ispatta alacaklıya önemli bir avantaj sağlar. Ancak borçlu icra takibine yine itiraz edebilir ve fatura, itirazın kaldırılması için yeterli belge sayılmaz.
Türk borçlu ödeme emrine ne kadar sürede itiraz edebilir?
Türk borçlu, ilamsız takipte ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine itiraz edebilir. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur. Çek veya senede dayalı kambiyo takibinde ise süre 5 gündür, itiraz icra mahkemesine yapılır ve satış dışındaki takip işlemlerini durdurmaz. Bu süre geçerse takip kesinleşir ve alacaklı haciz isteyebilir. Borçlu itirazında yurt içinde bir adres de bildirmek zorundadır.
Ödenmeyen fatura için önce ihtarname göndermek zorunlu mu?
Hayır, icra takibi başlatmak için önce ihtarname göndermek zorunlu değildir. Ticari mal ve hizmet tedarikinde borçlu, ödeme gününde ödemezse ihtara gerek olmadan temerrüde düşer; ödeme günü yoksa faturanın alınmasından 30 gün sonra temerrüt başlar. İhtarname yine de borçluyu resmî olarak uyarmak ve faiz tarihini netleştirmek için yararlıdır.
Borçlu Türk şirketi konkordato isterse alacağımıza ne olur?
Borçlu Türk şirketine konkordato mühleti verilirse, mühlet süresince yeni icra takibi yapılamaz ve başlamış takipler durur. İhtiyati haciz kararları da bu süre içinde uygulanmaz. Alacaklı, alacağını ilandan itibaren 15 gün içinde komisere bildirmelidir; bildirmezse ve alacak bilançoda kayıtlı değilse proje müzakerelerine katılamaz. Takip işlemiyle kesilebilen zamanaşımı ve hak düşürücü süreler mühlet içinde işlemez.
Türkiye'de icra takibi hangi şehirde açılır?
Türkiye'de icra takibi kural olarak borçlu şirketin merkezinin bulunduğu yerde açılır. Sözleşmenin yapıldığı yerin icra dairesi ve tacirler arasındaki geçerli yetki şartında gösterilen yer de yetkilidir. Yetkisiz yerde açılan takipte borçlu yetki itirazında bulunabilir ve itiraz önce incelenir. Bu nedenle borçlunun güncel ticaret sicili adresi takipten önce kontrol edilmelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her dosya, kendi karar ve kayıtları üzerinden ayrıca değerlendirilmelidir.

